• Vuslat Çamkerten

Bir sorgulama pratiği: "Çocuklar için felsefe" / Biamag Söyleşi

Güncelleme tarihi: 30 Oca

İyilik, doğruluk, özgürlük, adalet, kimlik, gerçeklik, sanat ve felsefe... "Çocuklar için felsefe" alanında atölyeler yürüten Vuslat Çamkerten'le çocuklar için felsefenin neyi ifade ettiğini, bir sorgulama pratiği olarak felsefenin yazarlık/çizerlik ve çocukla nasıl bir noktada buluştuğunu konuştuk.

 

Söyleşi: Atiye Eren


"Çocuklarla konuşurken, onlarla birlikte bir şey yaparken, genel olarak onları "büyütürken" çok sabırsızız. Hatta oyalamak, kandırmak gibi yöntemler kullanıyoruz, iletişim kurma biçimimiz telaşlı, bazen üstünkörü. Çocuklar için felsefe bunların tam tersini ifade ediyor"

"Çocukların dünyaları çok büyük. Akıllarında bir sürü soru, fikir, plan var. Düşünmede hep aktifler aslında. Tam da bu yüzden küçük yaşlardan itibaren felsefi düşünmeyi öğrenmeleri, doğru soruları kendi başlarına da sorabilir hale gelmeleri çok önemli. "

Vuslat Çamkerten yazar ve çizer olarak işlerini üretiyor. Aynı zamanda çocuklar için felsefe ve yetişkinler için yaratıcı yazarlık alanında atölyeler yürüten Çamkerten'e çocuklar için felsefenin sınırlarını ve imkanlarını sorduk.

"Başka türlü sosyalleşmeye ihtiyaçları var"

"Çocuklar için felsefe" neyi ifade ediyor?

Çocuk-ergen-yetişkin-yaşlı diye insanı parçalıyoruz. Oysa insan, zamanın ve kendi yaşantısının içinde, değişimin kendisine rağmen bir bütündür. Ve yaşamının her evresinde değerli bilgilere, içgörüye sahip olabilir.

Elli yaşında birinin sözgelimi "sakat" bir düşünceye sahip olduğu düşünmeyiz ama dokuz yaşındaki çocuğun düşüncesinin "dayanaksız" olacağını hiç çekinmeden söyleriz. Hem kendisine bildiririz bunu hem biz de bizzat öyle düşünürüz.

Oysa, dokuz yaşındaki bir çocuğun ölüme ya da yaşama bakışı, elli yaşındaki birinin bakışından daha etkili olabilir. Niçin olmasın?

Çocuklarla konuşurken, onlarla birlikte bir şey yaparken, genel olarak onları "büyütürken" çok sabırsızız.

Hatta oyalamak, kandırmak gibi yöntemler kullanıyoruz, iletişim kurma biçimimiz telaşlı, bazen üstünkörü. Çocuklar için felsefe bunların tam tersini ifade ediyor.

İyilik, doğruluk, özgürlük, adalet, kimlik, gerçeklik, sanat gibi yaşamın içindeki pek çok kavramın üstüne çocukları uzun soluklu, hayat boyu sürecek bir serüvene çıkarıyor.

Onlara akıllarını, fikirlerini, ruhlarını büyüttükleri bir alan veriyor. Bu da, sadece şimdi değil, ileride hangi alanda üretirlerse üretsinler onlar için yaratıcı düşüncenin ve iyi kararların yolunu açıyor, bir vizyon sağlıyor.

Bana kalırsa "çocuklar için felsefe," "çocuklar için kitaplar" gibi "çocuklar için kafeler" bile olabilir, çünkü sandığımızdan başka türlü sosyalleşmeye de ihtiyaçları var.

Sadece aileler, kurumlar olarak bizim belirlediğimiz şartlar ve yerlerin haricinde kendilerini bambaşka -yani oldukları gibi- ifade edebilmeye, sohbet etmeye, birbirilerinin dünyasını tanımaya da ihtiyaç duyuyorlar.

"Bariyersiz gerçeklerden hayal gücüne"

Çocuklar için felsefe adı altında birçok atölye gerçekleştirdin. Çocukların dünyasına felsefe yoluyla girmeyi deneyince nelerle karşılaşıyorsun?

Bariyersiz gerçeklerle. Algının, sonuna dek açılabilen kapılarıyla. Heyecan verici bir hayal gücüyle. Coşkuyla.

Açıkçası çocuklarla derse girmeden önce ben de üstümdeki "yetişinlik yüklerini" ardımda bırakıyorum çünkü en az onlar kadar çocuk olmalıyım. Dünyaları çok büyük. Akıllarında bir sürü soru, fikir, plan var. Düşünmede hep aktifler aslında.

Tam da bu yüzden küçük yaşlardan itibaren felsefi düşünmeyi öğrenmeleri, doğru soruları kendi başlarına da sorabilir hale gelmeleri çok önemli.

Çocuklar meseleleri yapay bir terazide tartmaktan kaçınıyorlar, etiketlerden, ötekileştirmekten hoşlanmıyorlar ve bunları garipsiyorlar. Yeni yolları değerlendirmeyi, kendilerine yeni yollar için haritalar çıkarmayı seviyorlar.

İşte onların dünyasına ne zaman felsefeyle girsem diyorum ki, bu dünyayı sevmeli, bu dünyayı korumalı, büyütmeli, bu dünyaya yol vermeli...

Çocuklara felsefeyi hangi yöntemlerle anlatıyorsun?

Şimdi belki imgelerle, metaforlarla konuşuyormuşum gibi geliyor size ama inanın çocuklarla da böyle konuşuyoruz. İlk derslerimizden itibaren yaratıcı dünyalarının, soyut düşünme ve meseleleri birbirine bağlayabilme kuvvetlerinin büyüdüğünü görüyorum.

İnsanın, aklının içinde birden çok odaya ihtiyacı var aslında. Ben çocuklarla felsefe yaparken onlara anahtarlar vermeye çalışıyorum, onlar kapıları kendileri açıp odalara giriyorlar.

Sonrasında da neyi hangi odaya koyacaklarını, gerektiğinde neyi hangi odadan alacaklarını biliyorlar. Biz, sistemin ortasında sıkışmış vaziyette yaşayan çoğu yetişkin gibi akıllarının içindeki tek odaya mahkum kalmasınlar istiyorum.

Yaptığım müfredatları da buna göre tasarlıyorum. Birikerek, ilerleyerek sormaya devam edeceğimiz şekilde. Can Gürses Akademi'de süren felsefe atölyelerimizin bir dönemi 16 haftadan oluşuyor.

Çizerlik, felsefe ve çocuğun buluşması

Aynı zamanda bir kadın yazar ve çizer olarak çocuklar için felsefeyi gözünde nasıl resmediyorsun? Bir sorgulama pratiği olarak çizim/felsefe/çocuk nasıl bir noktada buluşuyor?

Ne güzel bir soru bu, teşekkür ederim. Öncelikle, çocuklarla hiç konuşulmayan bir ülkede onlarla konuştuğumuz şeylerin çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Onların dünyasına felsefe yoluyla girdiğimden beri, bir zamanlar çocuk olduğumu düşünmeyi bıraktım artık, kendimin de bir çocuk olduğunu sık sık hatırlıyorum.

Kadınların ve çocukların sözünün geçmediğini, renklerinin yok edilmeye çalışıldığı bir sistemde, bir kadın yazar ve çizer olarak çocuklarla birlikte içine çekildiğimiz kaosun tüm karanlığından, ezberinden sıyrılarak sadece kendimize ait bir dünyada buluşmamızı çok ama çok önemsiyorum, çok seviyorum.

Ne yazık ki, biz yetişkinlerin dili giderek kemikleşiyor. İmgeler, metaforlar kayboluyor, anlatım biçimleri sabitlenip aynılaşıyor. Daha garantici, basit, çabuk yollu cümlelerle konuşuyoruz. Sorular az.

Gerçeğe ve doğruya varacak sorular sorma becerimiz tükenmek üzere. Ama çocuklar öyle cümleler kuruyor ki, normalde kuracağım bir cümleyi kırıp parçalayabiliyorlar.

Bu esneklik, bu ters köşeler, atak haldeki zihinleri beni etkiliyor. Yazarken, belki de bu cümle daha başka türlü söylenebilir; çizerken, bu daha da renkli bir manzara olabilir diye düşünüyorum.

Onlarla bir arada kalmak benim de yaratıcılığımı kuvvetlendirdi, bakış açımı çeşitlendirdi. Bendeki bu türlü bir kuvvet ve çeşitlilik de sanırım derslerimize yansıyor. Üretken, birbirini besleyen bir sarmal bu.


Bu söyleşi 28.11.2021 tarihinde Biamag'da yayımlanmıştır.

39 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör