• Vuslat Çamkerten

"Hissettiğim sıkışma karakterlerime yansıyor" / Posta Kitap Söyleşi

Güncelleme tarihi: 22 Şub



Söyleşi: Sadi Ünlü

Posta Gazetesi

10 Aralık 2021


Görenler Olmuştur, ilk öykü kitabınız. Bize genel hatlarıyla biraz kitabınızdan bahsedebilir misiniz?

İçeride on bir öykü, on bir farklı karakter var. Felsefeciler, ressamlar, şiir avcıları, akademisyenler, çıkışıı arayan üniversiteliler, âşıklar, eski devrimciler diye bahsedebilirim onlardan. Yaklaştıkça hepsinin başka türlü arzuları, delilikleri, kaçışları, uçurumları var.


Felsefe mezunu, bir çizersiniz de aynı zamanda… Farklı türlerle kurduğunuz ilişkiler öykülerinizi nasıl besliyor?

Her ikisinin de görme ve anlatma biçimlerime yansıdığını, buralarda bana yardım ettiğini söyleyebilirim. Resim yaparken bir rengi parlatmak için başka bir rengi kullanırsınız, mesela sarıyı işaret etmek için doğru yere bir fırça darbesiyle siyah renk atmak hayat kurtarabilir. Kurmacada da böyle numaralar yapmak gerekir, örneğin karakterin takıntısını göstermek için büyük resimde kilit bir yere küçük bir darbe lazım gelir. Bir vazoyu salondaki doğru yere yerleştirmek gibi. Salonun ne kadarını tabloya dahil edeceğiniz de hikayeyi nereden tutup anlatacağınıza denktir. Felsefeci olmanın verdiği sorma, soruşturma antrenmanı ise bir fikrin açacağı kapılarda yardımcı oluyor bana. Sözgelimi, “Bundan bir öykü çıkar mı, çıkarsa nasıl çıkar?” Başlıyorum iz sürmeye.


Kitabın ilk metni bir kaçış hikâyesi anlatıyor. Modern zamanlardan, onun baskıcı yönetimlerinden kaçış… Gündelik ve politik olanın edebiyatınıza etkisi ne derecede oluyor?

Gecesi sabahı, gündelik hayatı kalmadan sürdürülen gözetleme, sansür, ötekileştirme, yok sayma ve yok etme politikaları varoluşlarımızı, şimdiyi ve geleceği işgal etmişken hissettiğim sıkışma, muhakkak ki karakterlerime yansıyor. Bu yüzden de her biri olmaz denilen şeyi oldurma yoluna gidiyor.




“Gerçek” hayatla ilgili bir şey anlatsanız bile, fantastik, büyülü bir yan yaratmaya çalışıyorsunuz. Fantastik sizin için ne ifade ediyor? Mesela, Darling, ölüm gibi gerçekçi bir olay bile ilginç bir sonla bitiyor.

Doğru, içerideki herkesin aklını kırdığı bir yer var. Her şey normal giderken benimkiler mutlaka bunu alt üst edecek, etrafı toza, dumana katacak bir şey yapmalı. Bir akıl kırılması yaşanmalı. Bunu yapacak karakterleri yaratabilmek için biraz bekledim açıkçası, acele etmek istemedim. Darling’teki Nafiz Bey de böyle davranıyor, yerinden, yaşından bekleneni yapmak yerine geleneksel, hatta kutsal olanı reddederek müthiş bir tuhaflığa imza atıyor. Belki de bize büyülü gelen bu. Bekleneni reddetmek. Gerçeğin “olması gereken” sayıldığı bir dünyada fantastik olan, belki de gerekeni reddetmek. Bunu yapmayı seviyorum.


Bir yandan da etkilerini hâlâ yaşadığımız bir pandemi süreci geçiyoruz… Bu süreçte yazar olmanın zorlukları neydi sizin için ve masanızda yeni proje olarak neler var?

Düşünen, yaratan herkesin kendi salgınları, çöküşleri, altın çağları hep vardır. Bu yetmezmiş gibi pandeminin yok etme gücü elbette bana da büyük bir karanlık getirdi. Ama Brecht’in dediği gibi karanlık günler(de) de yazılır. Görenler Olmuştur ile tanıştığım değişik karakterler bana yenileri için iyi bir yol verdi diyebilirim, tanışmaya devam ediyorum.


104 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör